PAYLAŞ
Mealcilik Mezhebi Nereden Çıktı

Hadis külliyatını, dolayısıyla sünneti reddeden anlayış ve bu anlayışı bir inanç modeli haline getirenler vasıtasıyla ortaya çıkan mealcilik mezhebi. Pekiyi bu mealcilik ne zaman, nerede, nasıl ortaya çıktı? Sünneti dışlayan bu anlayışa karşı Kur’ân’da neler var?

Sünneti teşri kaynağı olarak görmediği için hadis külliyatını kökten reddeden ve de kendilerine “Kurana tabi olanlar” manasına gelen “Kuraniyyun” ismini veren bu akım, 1900’lerin başında İngiliz işgali altındaki Hindistan’da, o zamanlarda Seyyid Ahmed Han, Abdullah Çekralevi gibi isimler eliyle icrâ edilmiş bir İngiliz projesi olarak tarih sahnesinde yerini almıştır.

Kuraniyyun Kimin İcadı

Sömürgeci İngilizler, Hindistandaki Müslüman toplulukların imanlarından neşet eden cihad ruhunu ve direnişi kırabilmek için, bir takım şeytani planlar kurgulayarak Kur’an-ı Kerim’i tekrar yorumlamak istediler. Buna binâen satın alarak maşaları haline getirdikleri kanaat önderi hocalar vasıtasıyla da bu mezhebi oluşturmayı ve kayda değer şekilde yaymayı başardılar.

Bu günde küresel güçler, özellikle Türkiye ve Mısır’da Kur’an-ı Kerim’i küresel hegemonyalarına göre yorumlayarak ehli islamı kendi çıkarlarına göre dizayn edebilmek için, başta Sünnet-i Seniyye (hadis külliyatı) olmak üzere diğer tüm dinî bilgi, belge ve tefsir sadedinde ne varsa, Kur’an’ı onlardan izole etmeye çalışmaktalar. Zira bu saydıklarım, Kur’an’ı yeniden yorumlamanın önünde onlar açısından büyük engel teşkil etmekteler. Elbette bunu da, bizden görünen etiket ve prestij sahibi insanlar eliyle ve “Uydurulmuş dine karşı indirilmiş din” sloganıyla icrâ etmektedirler ki toplumda karşılık bulsun, aksi halde sonuç alma şansları olmaz…

Sünneti Dışlama Akımının Türkiye’ye Gelişi

Söz konusu fikir akımı, Reşad Halife (1935-1990) gibi isimler eliyle planlı olarak Mısır’a sıçratıldığında El-Ezher uleması, Sünneti kaynak kabul etmemeleri ve hadisleri tümden reddetmeleri nedeniyle bu görüş sahiplerinin mürted olduklarına hükmetmiş ve hükmün gerekçelerini de kuvvetli delillerle ortaya koymuşlardır. Ancak buna rağmen orada da taraftar bulmuş ve Mısır üzerinden Türk topraklarınada geçmeyi başarmıştır. Aslında bu bâtıl mezhebin târihî bir kökenide yoktur. 19. yy. sonlarına kadar Sünneti dışlayan ve “İslam’ın tek kaynağı Kur’an’dır” diyen bir fikir akımı hiç olmamıştır.

Mealcilik Mezhebi Çıktı

Türkiye’de hızlı ama sinsi şekilde yayılan bu furya, Türkler’in Arapça bilmiyor oluşu nedeniyle zavallı bir taklit olarak “Mealcilik” şeklinde tezâhür etmiştir.

İşte bu bâtıl mezhebin süslü ve tuzaklı söylemlerine karşı, bilgi yönünden elimizden geldiğince hazırlıklı ve tedbirli olmamız gerektiği kanaatindeyim.

Çünki Sünni İslam câmiâsının yeni imtihânı, küresel güçlerin el altından destek vererek yaygınlaştırmaya çalıştığı yeni paralel islam algısı, yani Sünnetsiz İslam(!) ile olacak gibi görünüyor…

Sünnet İnkarcılarına Karşı Bazı Ayetler

“Yanlarındaki Tevrat ve İncil’de yazılı buldukları o elçiye, o ümmî Peygamber’e uyanlar (var ya), işte o Peygamber onlara iyiliği emreder, onları kötülükten meneder, onlara temiz şeyleri helâl, pis şeyleri de haram kılar. Ağırlıklarını ve üzerlerindeki zincirleri indirir. O Peygamber’e inanıp ona saygı gösteren, ona yardım eden ve onunla birlikte gönderilen nûr’a (Kur’an’a) uyanlar var ya, işte kurtuluşa erenler onlardır.” (Araf Sûresi, 157. âyet)

“Namaz kılın, zekat verin, Peygambere itaat edin ki size merhamet edilsin.” (Nur Sûresi, 56. âyet)

“Ey îman edenler, Allah’a itaat edin. Peygambere itaat edin. Amellerinizi boşa çıkarmayın.” (Muhammed Sûresi, 33. âyet)